29 Kasım 2011 Salı

Çamlıhemşin'de kara kovan balı altın değerinde



Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde üretilen organik kara kovan balı, Çamlıhemşin Tarımsal Kalkınma Kooperatifince ''Organik Çamlıhemşin Balı'' adıyla kilosu 520 liradan satışa sunuldu.


Çamlıhemşin Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Kestioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rize'de arıcılığın en fazla Çamlıhemşin'de yapıldığını, yörede özellikle kütüklerin oyulması sonucu elde edilen ve ''kara kovan'' adı verilen kovanlarda üretilen organik balın rağbet gördüğünü belirtti.



İtalya'da 2000 yılında yapılan Dünya Kara Kovan Balı Yarışmasında birinciliği Çamlıhemşinli bal üreticisi Veli Gülas'ın kazandığını, böylece Çamlıhemşin balının uluslararası ödüle de sahip olduğunu dile getiren Kestioğlu, ''Kurduğumuz Çamlıhemşin Tarımsal Kalkınma Kooperatifi aracılığıyla Çamlıhemşin kara kovan balını markalaştırılacak satışa sunma kararı aldık. İlçede kooperatifimize bağlı 16 üretici, yaklaşık 150 kovanda bal üretimi yapıyor'' dedi.

       Kooperatif görevlileri tarafından sezon başında mühürlenen kovanların sağımının, yine kooperatif görevlileri nezaretinde mühürleri sökülerek yapıldığını anlatan Kestioğlu, ''Mühürü bulunmayan hiçbir petekten bal almıyoruz. Sağımı yapılan bal sertifikasyon kuruluşu tarafından onay verildikten sonra Rize Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü laboratuvarında tahlil ediliyor. Kavanozlara dolumu bu tahlilden sonra yapıyoruz'' diye konuştu.
        Organik kara kovan balının daha çok ilçenin Maselevat ve Komati yaylalarında üretildiğini ifade eden Kestioğlu, şunları söyledi:
       ''Bu yıl 11 üreticinin ürettiği yaklaşık 400 kilo balı tahlillerini yaptırdıktan sonra kilosu 520 liradan satışa sunduk. Bu yıl bal rekoltesi düşük, fakat kalite oldukça yüksek. Ürettiğimiz balı Çamlıhemşin'de bir, İstanbul'da ise 5 noktada satışa sunduk. Bu yıl üretilen balın 250 kilogramı satıldı. Geri kalan balı satmaya devam ediyoruz.''
Çamlıhemşin'de üretilen organik balın Türkiye'nin en iyi ballarından birisi olduğunu savunan Kestioğlu, ''Çünkü böyle bir doğa, bitki örtüsü ve çiçek hiçbir yerde yok. 1400 metre rakımlı yaylalarda bulunan peteklerdeki arılar, 3 bin metreye kadar çıkarak polen topluyorlar. Bu da balın kalitesini artırıyor'' dedi.

17 Ekim 2011 Pazartesi

arılık da ki bahçemizden



bu yıl yaz sezonu çok kurak geçtiğinden sulama yaptıksa bile bir çok sebzeden istifade edemedik  bunlardan biber patlıcan hariç tabiki bu yıl salatalık hiç olmadı domatesler de aynı sebzelerle ben pek ilgilenmezdim havalar soğuk ve yağışlı olası sebebiyle hanım uzun zaman dan beri arılığa uğramaz olunca bu gün görev verildi bahçede olan sebzeleri toplamam  patlıcanları geçen hafta tolamıştım bu güne ise biberleri topladım

bahçe yetmemiş gibi hanım biberleri tenekelere dikti inanın bahçeden çok daha verimli oldular tenekedeki biberler
bir kova biber topladım tenekede  olanlar bahçedekilere nazaran daha büyük
domateslerde yukarda belirtiğim gibi bu yıl olmadı yada yaz günlerinde yağan çiğlerden dolayı olduğunu düşünmekteyim yan komşumun kilerde aynı şekilde sanki üzerlerine kaynar su dökülmüş gibi kup kuru oldular bu resmini çektiğim domates ise hem ağaçlığın altında hemde fındık domates oluşundan zarar görmedi
                                   
enginar kültürüm çok yeni önceki yıl arılığımın üst kısmındaki komşum 5 adet  kendinin kullandığı deyimle enginarların piçlerinden vereyim dik dedi 5 adet fide verdiydi 3 ü tuttu  geçen yıl 3 adet enginar yedik bu yıl biazdaha fazla oldu enginar ailemin yemek kültürümüzde önemli bir yer etti

bu enginar konusunu işlememin sebebi  işi bilen dostlarımdan bilgi edinmek şu an olan altten süren sürgünleri ne zaman söküp dikebilirim ikincisi ben bu yıl bir tane meyveyi kesmedim tohum olması için olduda  bu tonumları eksem bitermi ekmem  gereken vakit ne zaman bilgisi olan arkadaşlar yorumlar bölümünden yardımcı olursa sevinirim yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
bu gün  öğleye yakın havanın yağışlı olmadığını görünce evde pineklemektense arılıkta vakit geçirmek daha iyi düşüncesi ile atladığım gibi motora arılığın yolunu tuttum yusuf şimşağın 16 nolu kolonisinin anası olmadığından ona benim birleştirmem gereken iki kolonim vardı onu da birleştiririm anayıda 16 noya veririm düşüncesinde idim birini bi açtım içerde hiç kimse yok koloni kovanı terk etti 2. sini açtım kontrol edeyim diye içerde aşırı erkek görünce sahteye gitti düşündüm bi bakim ana varmı diye ana var ama sakat olduğundan uçuşa gidememiş hep erkek yumurtası atıyor iyi dedim bunu destekleyip bahara çıkarayım f1 olduğu için yumurtaları saf bu yüzden erkeklerde saf erkek olacaktırlar.
arılığa geldim bu işler bittikten sonra  biraz kestane toplayı vereyim dedim hemen arılığın alt kısmındaki kestaneliğin altına gittim kestaneler süper gözüküyorlardı fazla  uzağa gitmeden  epeyce kestane topladım 
kestane olurda ceviz neden olmasın dedim arılığın hemen önü cevizlik  sahipleri cevizleri toladılardı yine bi tur atayım  dedim epeycede ceviz topladım eh allah bereket versin evde oturaydım bu niğmetlerden mahrum kalacaktım.

3 Ekim 2011 Pazartesi

Arı zehri kanser hücresini öldürebilir

Arı zehri kanser hücresini öldürebilir Pamukkale Üniversitesi Biyoloji Bölümünde yapılan bir araştırmada, Anadolu ırkı arının zehrinin bazı tür kanser hücrelerinin ölümüne sebep olduğunu tespit edildi



Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şevki Arslan AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Anadolu ırkı arı zehrinin kanser hücreleri üzerindeki etkisi'' konulu çalışmayı PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alaattin Şen'in öncülüğünde 4 öğrencisiyle birlikte yaklaşık 1 yıldır sürdürdüklerini söyledi.

Araştırmayı özellikle Anadolu ırkı arılar üzerinde yapmayı tercih ettiklerini belirten Arslan, şöyle konuştu:
''Zehrin içeriğinin diğerlerinden farklı olduğuna inandığımız için Anadolu ırkını seçtik. Arıları Denizli'de bulunan lokal arıcılardan temin ettik. İlk önce anestezi ile arıları uyuttuk ve keselerini bir cımbız yardımıyla topladık. Daha sonra bu zehirli keseleri özel bir solüsyon içerisinde çözme ve dondurma tekniğiyle önce -80 derecede yarım saat, daha sonra 37 derecede yarım saat bekleterek patlattık.''
Arslan, bu işlemle birlikte keselerdeki tüm içeriğin solüsyona geçtiğini anlatarak, sözlerine şöyle devam etti:
''Solüsyonun özelliği, arı zehrinin içerisindeki maddeyi koruması ve zarar görmesini engellemesidir. Arı zehrinin biyolojik aktivitelerini de korumaya yardım ediyor. Ardından arı zehirlerini, 3 ayrı kanser hattına uygulayarak kanser hücrelerini öldürüp öldürmediğine baktık. Bunun için çeşitli dozlarda arı zehrini kanser hücrelerine verdik. Bunların bir tanesi karaciğer kanser hücresi, diğerleri kolon kanseri ve kan kanseri hücreleriydi. Uygulama sonuncunda kanser hücre hatlarında, 11 tane genin ifade düzeylerinin değiştiğini gözlemledik. Anadolu ırkı arı zehrinin, çok düşük dozlarda bile programlanmış hücre ölümünü artırarak bu hücrelerin ölümüne sebep olduğunu gördük. Anadolu ırkı arı zehrinin kolon, karaciğer ve lösemi kanserlerinin tedavisinde kullanılabileceğini düşünüyoruz.''
Şevki Arslan, araştırmalarının ön verilerini Avrupa Biyokimya Dernekleri Federasyonunun İtalya'nın Torino kentinde düzenlediği kongrelerde 2 bildiri ile sunduklarını, bildirilerin büyük ilgi gördüğünü söyledi.
Yeterli maddi destek sağlanamadığını, projenin ön aşamasını 4 öğrencisiyle 4 bin lira maliyetle tamamladıklarını anlatan Arslan, ''Çalışmalarımız devam ediyor. Halen gen ekspresyonlarının yanında, proteinlerin değişmesi üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Eğer destek verilirse çok daha önemli sonuçları elde edeceğimize inanıyoruz. Yıl sonuna kadar araştırmamızı tamamlanmayı hedefliyoruz'' dedi.

16 Haziran 2010 Çarşamba

pazar 53.com dan edindiğim haberlerden bir yansıma




ARI KOVANLARI İÇİN AĞAÇLAR KATLEDİLDİ
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde arı kovanları için orman katliamı yapılıyor.
16 Haziran 2010 Çarşamba 13:02

ÖMER FARUK ZENGİNAL
Palovit Vadisi’ndeki SİT Alanı’nda arıcılar arı kovanlarını ayılardan korumak için yaptıkları kovan koyma yeri için çam ağaçlarına ve ormana zarar veriyor.

Arıcılar tarafından 6 çam ağacı yarıdan kesilmek sureti ile üzerine kovan koyma alanı inşa edilirken, Palovit Deresi’nde de tamamen bir doğa katliamı yaşanıyor. Birçok arıcı SİT Alanı içerisinde bulunan ağaçları keserek, kendilerine sözde arı kovanı alanı yaparak, kesilen ağaçlar ile SİT Alanı içerisinde kulübe ve barınaklar inşa ediliyor.


Palovit Vadisi’nde arıcılık yaparak geçimini sağlayan Yılmaz Kasap, konuyla ilgili yaptığı açıklamada yerli arıcıların, içerisinde arı kovanlarının bulunduğu SİT Alanı bölgesindeki ağaçları keserek, kendi ihtiyaçlarını gidermek uğruna katliam yaptıklarını iddia etti.

Arıcılar olarak, kendilerinin katliama tepki gösterdiklerini belirten Kasap, “Tepkilerimiz karşısında bölge halkı ve bölge muhtarları tarafından büyük baskı altında tutuluyoruz. Bizleri kovmak için her türlü girişimde bulunuyorlar. Oysa arıcılar orman da katliamı önlemeli. Bizler katliamı önlemeye çalışırken, yerli halk tarafından kovulmak isteniyoruz” dedi


Yaz aylarının gelmesi ile beraber arıcılık sezonu açıldığından, arı kovanlarına herhangi bir saldırgan ayı tarafından zarar verilmemesi için gece-gündüz nöbet tutmak için ormanda bulunduğunu belirten Yılmaz Kasap, “Ben burada olduğum için yerli halk SİT Alanı içerisindeki ağaçları rahat kesemiyor. Bu yüzden beni burada kalmamı istemiyorlar ve arılarımı bu bölgeden götürmek için bana karşı baskı kuruyorlar” iddiasında bulundu.




ARI KOVANLARI İÇİN AĞAÇLAR KATLEDİLDİ
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde arı kovanları için orman katliamı yapılıyor.
16 Haziran 2010 Çarşamba 13:02

ÖMER FARUK ZENGİNAL
Palovit Vadisi’ndeki SİT Alanı’nda arıcılar arı kovanlarını ayılardan korumak için yaptıkları kovan koyma yeri için çam ağaçlarına ve ormana zarar veriyor.

Arıcılar tarafından 6 çam ağacı yarıdan kesilmek sureti ile üzerine kovan koyma alanı inşa edilirken, Palovit Deresi’nde de tamamen bir doğa katliamı yaşanıyor. Birçok arıcı SİT Alanı içerisinde bulunan ağaçları keserek, kendilerine sözde arı kovanı alanı yaparak, kesilen ağaçlar ile SİT Alanı içerisinde kulübe ve barınaklar inşa ediliyor.



Palovit Vadisi’nde arıcılık yaparak geçimini sağlayan Yılmaz Kasap, konuyla ilgili yaptığı açıklamada yerli arıcıların, içerisinde arı kovanlarının bulunduğu SİT Alanı bölgesindeki ağaçları keserek, kendi ihtiyaçlarını gidermek uğruna katliam yaptıklarını iddia etti.



Arıcılar olarak, kendilerinin katliama tepki gösterdiklerini belirten Kasap, “Tepkilerimiz karşısında bölge halkı ve bölge muhtarları tarafından büyük baskı altında tutuluyoruz. Bizleri kovmak için her türlü girişimde bulunuyorlar. Oysa arıcılar orman da katliamı önlemeli. Bizler katliamı önlemeye çalışırken, yerli halk tarafından kovulmak isteniyoruz” dedi.



Yaz aylarının gelmesi ile beraber arıcılık sezonu açıldığından, arı kovanlarına herhangi bir saldırgan ayı tarafından zarar verilmemesi için gece-gündüz nöbet tutmak için ormanda bulunduğunu belirten Yılmaz Kasap, “Ben burada olduğum için yerli halk SİT Alanı içerisindeki ağaçları rahat kesemiyor. Bu yüzden beni burada kalmamı istemiyorlar ve arılarımı bu bölgeden götürmek için bana karşı baskı kuruyorlar” iddiasında bulundu.



Kasap, vadiyi katletmeye çalışan bölgedeki yerli arıcıların, zorlu doğa koşulları nedeniyle Palovit Vadisi’nde sırtta kovan taşımama gerekçesi ile teleferik sistemi kurduklarını belirterek teleferiğe engel olan ağaçları kesmekte tereddüt etmedikleri gibi birçok ağacı kesip kendilerine kulübeler de inşa ettiklerini iddia etti.

Kasap, yetkililere bir an önce bölgede inceleme yapılması için çağrıda bulundu.

Öte yandan Rize’nin Çamlıhemşin İlçesine Bağlı Palovit Vadisi’nde 40 yıldır arıcılık yapan Reşat Solmaz isimli bir diğer arıcı ise, kendilerinin orman katliamına karşı çıktığı için yetkililerin “bal arıları ormana ciddi zararlar veriyor” şeklinde bir gerekçe kullanarak kendilerini ormandan kovmaya çalıştıklarını iddia etti.

15 Haziran 2010 Salı

haberin birinde arı öldürdü diğerinde bal çarptı

RİZE'DE BAL ARISI CAN ALDI
Rize’de bal arısı tarafından boynundan sokulan kadın hayatını kaybetti.

Rize’nin İkizdere İlçesi Ihlamur Köyü’nde meydana gelen olayda, Ayşe Yazıcı (41) isimli kadın çay bahçesinde çay toplarken bir bal arısı tarafından boynundan sokuldu.

Arı sokmalarına karşı alerjisi bulunan kadın yakınları tarafından hastaneye kaldırılırken yolda hayatını kaybetti.

İkizdere Sağlık Ocağı’nda yapılan kontrolde Yazıcı’nın arı sokmasına bağlı hayatını kaybettiği tespit edildi.

İki çocuk annesi olan Yazıcı’nın eşinin de bir süre önce hayatını kaybettiği, çocuklarının isteği üzerine İstanbul’a götürülerek orada defnedildiği öğrenildi.



RİZE'DE ÖĞRETMENLERİ BAL ÇARPTI!
Rize'de taze baldan yiyen öğretmenler, rahatsızlanınca hastanede tedavi altına alındılar.

Alınan bilgiye göre, TOBB İlköğretim Okulunu ziyaret eden emekli öğretmen Osman Sofuoğlu, kendisine ait peteklerden yeni sağdığı balı okuldaki öğretmenlere ikram etti.

Baldan yiyen Okul Müdürü Muharrem Usta ile okul öğretmenlerinden İlhan Köse, İsmail Avcı, Engin Çalışkan ve Şuayip Sarı bir süre sonra rahatsızlandı.

Baş dönmesi ve mide ağrısı şikayetiyle Rize 82. Yıl Devlet Hastanesine kaldırılan öğretmenler, tedavi altına alındılar.

Tansiyonlarının düştüğü belirlenen öğretmenlerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

4 Haziran 2010 Cuma

arı ve arıcının dostu yok düşmanı çok

İNEKLER OTLARI YEDİ, REKOLTE DÜŞTÜ!
Anzer Ballıköy Kooperatifi Başkanı Şükrü Çatır, Anzer balında rekolte düşüşünü inek sayısının artmasına bağladı.
04 Haziran 2010 Cuma 15:55

Mustafa BAYRAK
Anzer Ballıköy Kooperatifi Başkanı Şükrü Çatır, Anzer’de son yıllarda rekoltenin düşmesinin başlıca nedeninin çiçeklerin büyükbaş hayvanlar tarafından otlanmasından kaynaklandığını söyledi.
Dünyaca ünlü Anzer balının son yıllarda rekoltesinde düşüş kaydedildiğini söyleyen Anzer Ballıköy Kooperatifi Başkanı Şükrü Çatır, “Anzer inşaat yapımı için koruma altına alındı. Ancak bu yeterli değil. Anzer yaylasında büyükbaş hayvanların son yıllarda yaylaya daha çok getirilmesi ve arının beslendiği alanlarda otlaması ile bal rekoltesi düşmeye başladı. Geçtiğimiz yıl Anzer de 150 kilogram bal üretimi sağlandı. Büyük ve küçükbaş hayvanların Anzer yaylası içinde değil, belli bölgelerde tutulmasını istiyoruz. Ayrıca Anzer’de bal üretimi yapan köylüler kendi yakın akrabalarının arı kovanlarını da yaylaya getirerek kovan sayısını artırdılar. Kovan sayılarının Anzer’de sınırlı tutulması gerek” dedi.

Havaların iyi gitmesi ile bu yıl rekoltenin yükselebileceğini söyleyen Şükrü Çatır, son yıllarda Anzer balı diye satılan bazı balların hiçbir tahlilinin olmadığını belirterek, “Anzer bölgesinde veya çevresinde petekçilik yapan arıcılar Anzer balı adı altında bal satmakta. Tüketicilerin bunlara itibar göstermemesini istiyoruz, Anzer’de her üretilen bal Anzer balı değildir” diye konuştu.